8 MART TARİHLİ KADIN HAKLARI KOMİSYONU BASIN AÇIKLAMASI

BASINA VE KAMUOYUNA

8 Mart 1857’de Amerika'nın New York kentinde tekstil işçisi yüzlerce kadın düşük ücretleri, uzun çalışma saatlerini, insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmişler ancak şüpheli bir yangın sonucunda fabrikada yanarak can vermişlerdir. O yüzden her 8 Martta kadınlar, eşitlik, adalet, özgürlük, demokrasi, emek ve barış için yan yana geliyor.

Her 8 Mart kadın haklarının güncel durumunu değerlendirmemize vesile oluyor. Ancak ne yazık ki umut verici bir tablo yok bu yılda karşımızda. Türkiye’de 2015 yılında 303 kadın, 2016 yılında 328 kadın, 2017 yılının ilk iki ayında 67 kadın erkekler tarafından katledildi.

Kadın hakları tarihi bir mücadeleler tarihidir. CEDAW, İstanbul Sözleşmesi gibi kadın haklarına ilişkin sözleşmeler kadınların yıllarca süren evrensel mücadelelerinin bir sonucudur. Taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerde belirlenen yükümlülükleri yerine getirmeyen, kadın erkek arasındaki eşitliği sağlamak için politikalar üretmek yerine, kadınları toplumsal yaşamdan soyutlamayı hedefleyen siyasi iktidar, kadına yönelik şiddet gerçeğinin sorumluları arasındadır.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü için kadın örgütlerinin yapmak istediği mitingler ve yürüyüşler geçen yıl patlayan bombalar, bu yıl da olağanüstü hal bahane edilerek yasaklanmaya çalışıldı. İstanbul ve İzmir başta olmak üzere pek çok ilde kadınların itirazları üzerine bu yasaklamalar kaldırıldı. Urfa’da olağanüstü hal gerekçe gösterilerek 8 Mart için yürüyüş yapmak isteyen 23 kadın gözaltına alındı.  1857 yılındaki karanlık baskıcı zihniyet 2017 yılında kadının karşısına bu kez yasaklarla çıktı. Geçmişteki yasaklama girişimleri nasıl kadınlar tarafından tanınmadıysa, bugün de meşru olmayan bu yasaklar kadınlar tarafından tanınmıyor ve kadınlar “emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir” diyerek sokaklardan seslerini yükseltiyor.

Bu yıl 8 Mart gündemine Anayasa değişiklikleri ve Başkanlık Sistemi tartışmaları da girdi. Otoriter bir rejime geçiş için getirilmek istenen anayasa değişikliğinin kadınlar için daha baskıcı bir ülke yaratacağı ortadadır. Kadın ile erkeğin eşit olmadığını açıktan söyleyen siyasi iktidarın ülkenin tüm karar alma mekanizmasında tek ve mutlak güç olacağı bir rejimde kadınlar için yaşam alanı kalmayacaktır.

Yıllarca mücadele ederek kazanmış olduğumuz hakları tartışamaya açmak için fırsat kollayan siyasi iktidar kamuoyu baskısı yüzünden murat ettiği değişiklikleri yapamadı. Boşanma komisyonu, kürtaj yasakları, çocukların istismarcılarıyla evlendirilmesine cevaz veren yasa teklifleri kadın örgütlerinin tepkileriyle geri çekildi. Ancak 16 Nisan referandumunda Anayasa değişikliğinin kabul edilmesi durumunda kadın düşmanı cinsiyetçi uygulamalar kamoyunda tartışılmadan bir kararname ile düzenlenebilecektir. Bu tehlike karşısında bu yılki 8 Mart’ın en önemli talebi eşitlik veanayasa değişikliğine “hayır” diyebilme tavrıdır. Bu yüzden kadın hakları mücadelesi veren kadın hukukçular olarak bizler bu 8 Mart’ta eşitlik, adalet, özgürlük, demokrasi ve barış için tüm kadınları 16 Nisan’da HAYIR demeye çağırıyoruz.

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde; Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu üyeleri olarak ülkemizde yaşanan kadın hakları ihlallerine karşı, kız kardeşlerimizle birlik ve dayanışma içinde mücadelemize devam edeceğimizi basına ve kamuoyuna saygıyla duyururuz. 08.03.2017

ESKİŞEHİR BAROSUKADIN HAKLARI KOMİSYONU
Adına Av.Pınar ÇELİK ARPACI

Web Tasarım | Eskişehir Web Tasarım